Datça Seyahat 2019

Kurban bayramı tatilini fırsat bilerek 4 günlük Datça seyahati planladık. Bu bizim Datça’ya ilk gidişimiz olacaktı, daha öncesinde de çokça methini duyduğumuz için açıkçası biraz da heyecanlıydık. Diğer yandan bayram tatilini bizim gibi fırsat bilen herkes tatil beldelerine akın ettiği için endişelenmiyor değildim. Ancak korktuğumuz kadar olmadı, evet kalabalıktı ama Datça’nın insanı sarıp sarmalayan, sakinleştiren, huzur veren bir enerjisi var. Bunu o çok virajlı yollarında giderken bile hissediyorsunuz. 4 gün yeterli mi derseniz, evet yeterli ama bana göre Datça uzun uzun keyfini çıkaracağınız bir yer. O nedenle her defasında tekrar gidip yenilenmek, zamanı unutmak, muhteşem koylarında maviye doymak için bir mola vereceğimiz bir yer olacak.

ULAŞIM

Datça içerisinde rahatça ulaşım için araba ile gitmenizi öneririz. Biz İstanbul’dan araba ile Osmangazi köprüsü üzerinden, İzmir otoban bağlantısı ile 8 saatte ulaşmayı öngördük. Tabi yolda molalar dahil toplamda 9,5 saatte ulaşım sağladık. Yeni otoban bağlantısı ile yol çok yormuyor, o nedenle gözünüzde büyümesin. Ama tabi oralara kadar gitmişken, Datça + Marmaris planı yapmak mantıklı olabilir.

Datça içerisinde yer alan koylara merkezden kalkan minibüsler ile ulaşılabiliyormuş, ancak zaten tatil için ayırdığımız zaman kısıtlı ve de değerli olduğu için yollar eziyet olmasın, imkan var ise araç ile gidin. Datça’nın bu kadar bakir kalmasının bir nedeni de bence bol virajlı ve dar yolları. Bükler nispeten birbirine yakın olsa da merkezden plajlara ulaşım 25 km gibi bir mesafe, dar yollarda dikkatli gitmeniz gerektiği için 45 dk gibi bir sürede ancak ulaşım sağlayabiliyorsunuz.

KONAKLAMA

Gitmeden önce konaklamak için yer bakarken, epey zorlandık. Datça planımıza biraz son dakikada karar kıldığımız için, fazla konaklama alternatifi kalmamıştı. Merkeze yakın bir otel mi seçmeliyiz yoksa koylara yakın mı? ikilemde kaldık. Tercihimizi koylara yakın bir butik otelden yana kullandık. Çünkü merkezden her gün plajlara ulaşmaya çalışmaktansa, bir akşamı Datça merkezde geçirmeyi daha mantıklı bulduk. Neticede gününüzün büyük bölümü deniz kenarında geçiyor. Konakladığımız otel Ovabükü’nde idi. Palamutbükü, Ovabükü, Hayıtbükü, Kızılbük peşpeşe sıralandıkları için birbirine yakın mesafede yer alıyor. İlk gün varış saatimizde öğleni geçtiği için Kızılbük’te denize girdik. Ovabükü ve Hayıtbükü fazlasıyla kalabalıktı. Özellikle Hayıtbükü sığ ve rüzgar da almadığı için çocuklu aileler tarafından fazlasıyla tercih ediliyor. Kızılbük nispeten daha sakindi, ancak rüzgarında etkisiyle deniz biraz dalgalıydı. Bu arada her koyda çoğu otelin kendine ait restaurantı ve plajı var. Birçoğunda da restaurant kısmında birşeyler yiyip içtiğiniz durumda şezlonglarını ücretsiz kullanabiliyorsunuz. Ben plaja para vermek istemiyorum derseniz de, halk plajı kısımları da mevcut. Şemsiyeniz, portatif sandalyeniz var ise bu alanlarda da Datça’nın muhteşem denizinin keyfine varabilirsiniz. Biz kaldığımız diğer günler otelimize yaklaşık 6 km mesafede olan Palamutbükü’ne gittik.

KOYLAR

birmolaver.com

Palamutbükü

Bize göre Datça’nın tartışmasız en iyi koyu burasıydı. Denizi muhteşemdi, yüzme konusunda iyiyseniz açıldığınızda daha da güzelleşiyor. Özellikle rengine doyamıyorsunuz. Plajlarda duş alanı da bulunduğundan denizden çıktığınızda büyük nimet. Çünkü 35 derece sıcakta, tuzlu denizden çıktığınızda daha da kavruluyorsunuz. Halk plajını kullanacaklara tavsiyem mutlaka şemsiyeniz olsun, sıcakla başka türlü başa çıkamıyorsunuz. Palamutbükü plajları taşlık olduğundan bir deniz ayakkabısı edinmeniz de yararınıza olur. Zira denize ulaşırken ve girdiğinizde açılana kadar ayaklarınızı fazlasıyla zorluyor. Otellere ait restaurant kısımları sahil boyunca sıralanmış, yüzmek insanı acıktırdığından burada birçok alternatif bulabilirsiniz. Bu arada Palamutbükü ile özdeşleşmiş Mavi Beyaz otelin plajı en güzeliydi. Otelde konaklamasanız bile giriş ücreti 40 TL ödeyerek plajını kullanabiliyorsunuz. Zira diğer işletmelerin plajları çok dip dibe kalabalık olması nedeniyle de zevk alamıyorsunuz. Pazar günleri Palamutbükü sahilinde yerel pazar kuruluyor. Pazar gezmeyi seviyorsanız aklınızda olsun. Meyve sebze yanı sıra, kıyafet, şapka bulabileceğiniz bir çok tezgah kuruluyor.

Ovabükü

Bu koy otelimize yaklaşık 300 m mesafede yer alıyordu. Ovabükü Palamutbükü’ne göre biraz daha sakin. Güzel bir alternatif olmakla birlikte, burada da birçok restaurant ve plajı da mevcut.

Hayıtbükü

Bize göre Hayıtbükü çocuklu aileler için ideal. Denizi hem sığ, hem de durgun. Bu nedenle de fazlasıyla kalabalık, burayı tercih edeceklerin erken saatte ulaşım sağlaması gerekiyor.

birmolaver.com

Kızılbük

Yazımın başında da anlattığım üzere, burada tatilimizin ilk günü denize girdik. Ufak bir koy, yine çocuklu aileler için tercih edilebilir. Bu koyda bir restaurant ve plajı yer alıyor, hemen yanında halk plajı mevcut. Gittiğimizde deniz fazla dalgalı olduğundan buranın tadını pek çıkartamadık.

Kurubük

Bu koy Ovabükü ile Palamutbükü arasında yer alıyor. Tatilimizin bir gününde burada denize girmek istedik ancak, koyda çadırda konaklayanların çok olması sebebiyle denize girecek yer bulamadık. Burada herhangi bir tesis yer almıyor. Bu koyu deneyimlemek isteyenlere önerim yiyecek ve içecek konusunda hazırlıklı gitmeleri.

DATÇA’DA NE YENİR?

Gerek koylarda, gerek merkezde birçok yeme içme alternatifi mevcut. Ağırlıklı balık restaurantları olmakla birlikte meze çeşitleri de bol. Datça merkezinde atıştırmalık bir çok mekan alternatifi de sunuyor. Ayrıca merkezde Gümüşlük’ü anımsatan bir sahil var. Gündüz plajında denize girdiğiniz yerler, akşam bambaşka bir hale bürünüyor. Yan yana balık restaurantları ve çay bahçesi yer alıyor. Ağırlıklı rakı balık konsepti mevcut. Bayram olması nedeniyle epey kalabalıktı, diğer zamanlarda nasıl bilemiyorum ama rezervasyonlu gitmekte fayda var. Ben her akşam deniz mahsulü yemek istemem derseniz sahilin bir sokak içerisinde ise kebap, döner, pizza, kokoreç yapan mekanlar da mevcut. Kumluk yolunun başında yer alan Cafe Inn pizzalarıyla meşhurmuş, o sırada yer alan Dutdibi Fish Mekan, Maradona, Hüsnü’nün Yeri adı sık duyulan rakı balık mekanları.

Palamutbükü’nde tatlı, çay/kahve molası için Payam’a mutlaka uğrayın. Biz kurabiyelerini çok sevdik.

Yine Datça’ya giderken yol üstünde Mavi Pide‘nin kuş başılı ve köz patlıcanlı pideleri denemeye değer. Temiz ve özenli bir işletme, Hürriyet’in en iyi yol üstü restaurantları listesine girmiş. Biz dönüş yolunda uğradık, burada kahvaltı da veriliyor. Dönüş yoluna erken saatte çıkmayı düşünüyorsanız kahvaltı için güzel bir alternatif olabilir.

birmolaver.com

ESKİ DATÇA

Datça’ya gitmişken eski Datça’yı da görelim istedik. Burası epey küçük, tamamını gezmek en fazla yarım saatinizi alıyor. Ama mutlaka görün, ünlü şair Can Yücel’de burada yaşamış olduğu için onunla özdeşleşmiş durumda. Eski Datça’da Can Yücel’in evini de göreceksiniz.Tabi ev ziyarete açık değil, kapısında meşhur dizelerinden alıntılar yer alıyor. Datça’yı gezdikçe Can Yücel’e fazlasıyla hak vereceksiniz. Bu arada eski Datça’da da yemek yiyebileceğiniz yada şarap eşliğinde bir şeyler atıştırabileceğiniz mekanlar mevcut. Bir akşamınızı buraya ayırarak, begonviller eşliğinde bu güzel atmosferi deneyimleyebilirsiniz.

KNİDOS

Knidos yarım adanın en uç noktasında yer alan ve bize göre görülmesi gereken diğer bir yer. Biz Palamutbükü’nde geçirdiğimiz bir günün sonunda gittik. Yolları bol virajlı, manzarası bir hayli güzel. Giderken yaşam yerlerinin içinden de geçiyorsunuz, gördüğümüz kadarıyla köylerde yaşlı nüfus çoğunlukta. Palamutbükü’nden 40 dk sürüyor.

Knidos, eski bir medeniyetin izlerini göreceğiniz, yaklaşık 2000 yıl önce yaşamış bir medeniyete dokunmanın verdiği garip bir hisle gezeceğiniz bir yer. Kalıntılar arasında çok sayıda tapınak, amfi tiyatro, güneş saati ve yerleşim birimlerini görebilirsiniz. Buraya hem deniz hem de kara yoluyla ulaşmak mümkün. Denizden tekne turu ile gidilebiliyor. Müze giriş ücreti 14 TL. Araç ile gidecekler için, müze otoparkı ücretsiz. Giriş saat 7’ye kadar mümkün, ancak 7’de de girseniz içeride 1 saat 15 dk ek bir süre gezmenize imkan tanınıyor. İçeride aynı zamanda denize de girebiliyorsunuz.

Ama burada asıl yapmanız gereken gün batımını izlemek. Deniz fenerine doğru, içecek eşliğinde güneşin batışını izlemek muazzam. Antik kenti gezip, güneşi batırdıktan sonra yemek yemek isterseniz burada da bir restaurant mevcut. Bir akşam da burada geçirilebilir.

DATÇA HAKKINDAKİ İZLENİMLERİM

  • Restaurantların yeme içme fiyatları konusunda gözlemlerimiz yüksek olduğu yönünde. Bir de servis bayram ve kalabalık olması nedeniyle bir hayli yavaştı. Ödediğimiz para çoğunlukla ne yazık ki aldığımız hizmeti karşılayamadı.
  • Rezervasyonumuzu da biraz gecikmeli yaptığımız için, hem sezon hem de bayram olması nedeniyle fazla alternatifimiz yoktu. Bana göre kaldığımız otel için de günlük ödediğimiz ücret fazlaydı ancak, bayramı değerlendirmek isteyen her beyaz yakalı gibi bu bedeli ödemeye razı olduk. Annem ve babam geçen yaz ekim ayında Datça’da kalmıştı. Merak edenler için, Ekim ayı konaklama fiyatları Ağustos fiyatlarının 3’de 1’i kadar. Tek zor tarafı sezon kapandığından yeme-içme alternatifiniz azalıyor. Çünkü çoğu mekan hizmet vermiyormuş.
  • Datça’da çokça göreceğiniz begonviller neredeyse her duvardan muazzam renkleriyle sarkıyor. Datça’nın meşhur 3B’sine (Badem, Bal, Balık) 4.’sü Begonvil olarak eklenmeli 🙂
  • Yeni Datça’da yapılaşma biraz hayal kırıklığı yaratsa da eski Datça kendine has ve araç trafiğine kapalı olması en güzel yanı. Girişte aracınızı park ederek, sonrasında yürüyerek devam ediyorsunuz.
  • Datça’yı bir daha ki sefere sezon başı veya sonunda daha sakin zamanda tekrar deneyimlemek istiyoruz. Farklı tecrübeler edindiğim taktirde mutlaka ekleyeceğim.

Sevgiyle kalın.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *